Fransa Göçmen Politikasını Radikal Bir Şekilde Değiştiriyor!

18 Aralık Uluslararası Göçmen Günü, ancak “mülteci yurdu” olarak bilinen Fransa’da göçmen politikası radikal biçimde değişmeye başladı. Almanya’da Başbakan Angela Merkel’in göçmenlere kapıları açan politikasının ardından hükümet kuracak çoğunluğu elde edememesi Fransa’yı korkuttu.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, cumhuriyet tarihinde görülmeyen sert göçmen politikalarını uygulamaya koyarken, İçişleri Bakanı Gerard Collomb da sığınma talepleri reddedilen göçmenlerin hızla Fransa’dan sınır dışı edilmesini öngören yeni yasayı yılbaşından sonra getirmeyi planlıyor. Fransa’nın tüm büyük kentlerinin belediye başkanları “göçmenlere uygulanan muameleyi protesto eden” bir makale yayınladı. Ülke medyası da 18 Aralık nedeniyle hükümetin göçmen politikasını “utanç politikası” olarak nitelendiren manşetler attı.

Fransızlar, göçmenlere dönük hiç görmedikleri biçimde, Macron’un yönetimi altındaki Edourd Philippe hükümetinin sert politikalarına şahit oluyor. İngiltere’ye göçebilme hayaliyle kuzey kenti Calais’deki orman içinde kamp kuran 700 kadar göçmenin, kış koşullarına bakılmaksızın kampları polis tarafından dağıtıldı. Paris’te geçtiğimiz hafta, sokakta çadırlarda yaşayan 800 kadar göçmenin çadırları yırtıldı ve toplandı. Hedefçadır kampların yeniden oluşmaması.

Fransa tarihinde ilk kez İçişleri Bakanlığı sosyal kurumlar tarafından yönetilen göçmen sığınma evlerinde girdi. Kış koşullarında buralara sığınan göçmenlerin kayıt durumu sıkı kontrol ediliyor, kaçak göçmeler sınır dışı ediliyor. Göçmen sığınma evlerinden sınır dışı edilmek istemeyen göçmenler çetin kış koşullarına rağmen sokakta kalmayı tercih ediyor.

Paris yakınlarındaki Mesnil-Amelot göçmen tutuk evinde mülteci statüsü olduğu halde eşi ve çocuğuyla birlikte tutukevine konulmayı protesto eden bir göçmen Aralık ayı başında açlık grevine başladı.

Birbiri ardına gelen sert politikalara ek olarak, İçişleri Bakanı Gerard Collomb, 20 Kasım’da valilere gönderdiği bir genelgeyle sığınma talepleri reddedilen mültecilerin hızla sınırdışı edilmesini istedi. Genelge yalnızca talebi reddedilenlerin değil, başka bir AB ülkesinde de sığınma talebinde bulunan göçmenlerin Fransa’dan çıkarılmasını öngörüyor.

Elysee Sarayı’nda 15 Aralık’ta ilgili bakanlarla yeni Göçmen Yasa Tasarısı’nı görüşen Macron, 2018 baharında daha sert bir göçmen yasası getirmeyi hedefliyor.

Fransa göçmenlerin ülkeye gelişini engellemek için üç aşamalı bir plan izliyor. Öncelikle Libya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçmelerini engellemek için her iki ülkede de ‘hotspot’ adı verilen göçmen noktaları kuruldu ve göçmenlerin gemilerle Akdeniz’i aşıp Avrupa’ya ulaşması engellendi.

İkinci adım, Fransa’ya gelen ancak mülteci statüsü alamayan göçmenlerin hızla sınır dışı edilmesi. Üçüncüsü ise mülteci taleplerinin göçmenler evlerini terketmeden, kendi ülkelerinde değerlendirilmesi.

31 Aralık’ta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde konuya ilişkin konuşma yapan Macron, göçmenlerin sığınma talebinin ülkelerinden ayrılmadan kabul edileceği “devrim niteliğinde” bir reforma hazırlandıklarını açıklamıştı. Ülkede bulunanların da mülteci taleplerine ilişkin prosedürü hızlandırılacağını, 2 yıla kadar uzayan süreci 4 aya düşüreceklerini dile getirmişti.

Belediye Başkanları alarm zilini çaldı

Hükümetin göçmen politikasına yerel yönetimlerden ve ülkedeki tüm büyük gazetelerden sert tepki geldi.

Fransa’da göçmenlere yapılan muameleyi protesto eden bir grup Belediye Başkanı, hükümetten Fransa toprakları içinde bulunan göçmenlerin koşullarının iyileştirilmesi için ortak çağrı yapan bir makale yayınladı. Aralarında Bordeaux, Toulouse, Strasbourg, Nantes, Lille gibi büyük kent belediye başkanlarının da imzasının bulunduğu çağrıda, “devletin en yüksek makamıyla bu konuyu görüşmek üzere acil çağrı yapıyoruz. Derhal, kentler arası dayanışmanın düşünüldüğü bir plan tartışmaya açılmalı. Göçmenler daha insani koşullarda ağırlanmalı” ifadeleri yer aldı.

Medyadan ağır manşetler

Fransız medyası ise hükümetin göçmen politikasını “Hiçbir hükümet bu kadar ileri gitmemişti” diyerek sert eleştirdi.

Manşetinden “Utancın zirvesi” başlığıyla hükümeti eleştiren Libaretion gazetesi, “Fransa, gözlerini ovuşturarak, bugün göçmen politikasını sertleştiren cumhurbaşkanının, iki ay önce ‘göçmenleri ağırlamak Fransa’nın onurudur’ diyen aynı kişi olduğunu görmeli” ifadesine yer verdi. Liberation, “kar kalktığında altında yüzlerce ölü bulabilirsiniz” diyerek çetin kış koşullarına vurgu yaptı.

Le Monde gazetesi de başyazısında “Fransa’nın onuru sözkonusu” başlığını atarak, “Hükümetin göçmen politikası, Macron’un kampanyasında kullandığı hümanist söylemle çelişiyor” denildi. Aralarında Uluslararası Af Örgütü’nün de bulunduğu Fransa’da aktif 470 insan hakları dernek ve hareketinin açıklamasına dikkat çekilen başyazıda “Hükümet, uluslararası insan hakları hukukunun gerektirdiği şekilde, göçmen ve mültecilerin haklarına saygı göstermelidir. Cumhurbaşkanı kampanyasında göçmenleri ağırlamanın Fransa’nın onuru olduğunu söyledi. Seçildikten sonra artık kimsenin sokakta uyumayacağını savundu. Sözler uçuyor ve geriye bunun tam tersini gösteren eylemler kalıyor” ifadelerini kullandı.

Humanite gazetesi ise hazırlık aşamasındaki yasa tasarısını eleştirerek, “tartışmalı proje sınır dışı edilmeleri hızlandırmakta, tutukluluk süresini uzatmakta ve Fransa’yı göçmenlere duvar oluşturan ülkeler arasına koymaktadır” sözleriyle eleştirdi.

8 Comments

Leave a Comment