İngiltere Covid -19 ile Nasıl Mücadele Ediyor

Aylin Altuntaş

Ocak ayında İngiltere’de genel kanı, Çin’de ve Kuzey Kore’de başlayan Covid-19 salgınının sadece Uzakdoğu’yu etkileyeceğiydi. Şubat sonu İtalya’da ölümler başlayınca, Londra’daki temkinli kesim ve sağlık sektörü endişelenmeye başladı; fakat İngiltere’nin bir ada olduğu ve kolayca izole edilebileceği düşüncesiyle, ülkede virüsün etkisinin yine de sınırlı olacağı düşünüldü. Avrupa’daki ülkeler tek tek okul ve işyerlerini kapatırken Londra açık kaldı. Hatta park ve pazarlardan kalabalık görüntüler dikkat çekti.

Mart ayında önce İngiltere Sağlık Bakanı Covid-19’a yakalandı ve espri konusu oldu; kabinenin diğer bazı üyeleri de hastalanıp kendilerini izole ettiler. Ne zaman ki Boris Johnson hastalanıp, yoğun bakıma alındı, İngiltere işin ciddiyetini anladı. Böylece, Boris Johnson ve ekibini salgını yeterince ciddiye almamakla eleştiren temkinli kesim haklı çıktı. Korku İngiltere semalarına yayıldı; dükkanlar, işyerleri, okullar bir günde kapandı. En büyük eğlencemiz olan ve baharla renk renk çiçek açıp, kuğuların dolaştığı parklar da kapanınca, ülkeye bir hüzün çöktü.

İngiletere özgürlükler ülkesi. Magna Carta (Great Charter of Freedoms- Büyük Özgürlük Fermanı), 1215 yılında İngiltere’de imzalanmıştır. İngilizleri evlerine hapsetmek pek de kolay bir iş değildir.

İngiltere kurallar ülkesi. Hemen herşeyin prosedürü var. Bisikletinizi, evinizin önündeki size ayrılan yerde kilitli tutabilmek için 50 sayfalık prosedürü okuyup onaylamanız gerekir. Covid-19 için de tabi kısa sürede sayfalar dolusu prosedürler hazırlayıp yayımladılar. Kimler, nasıl, ne sebeple dışarıya çıkabilirler? Hijyen kuralları, market alışverişi, sosyal mesafe kuralları, çalışma kuralları, evden okula devam kuralları, seyahat kuralları, dışarıda spor yapma kuralları için prosedürler oluşturuldu. Çoğunluk da bu prosedürlere uydu; hastalığın ve ölümlerin Avrupa’da en yüksek olduğu ülkede ben kendimi güvende hissettim.

İngiltere rasyonel beyinler ülkesi. Okulların geç kapanmasındaki etmenler; hem salgının daha çok yaşlı nüfusta etkili olması, hem de çalışan kesimin çocuklarının evde olmaları halinde bu çocuklara bizdeki gibi bakıcı ya da ailenin diğer üyelerinin bakması gibi bir durumun söz konusu olmamasıydı. Ebeveyneler evden çalışmaya başlayınca bu sorun çözülmüş oldu.

İngiltere geç başlayıp, hızla organize oldu. Açık olan zorunlu işyerleri için sosyal mesafe kuralları belirlendi; marketlerdeki stokların bitmesini önlemek için her alışveriş başına birer tane ürün satınalınması kuralı getirildi; ulaşım araçları yavaşlatıldı, haftasonları tümden kesildi, polisler ve gönüllü çalışanlar kuralları uygulatmada görevli oldu; BBC çocukların evden okul sistemlerine uygun birçok programı gündemine aldı; müfredatı destekleyici birçok program koyarak bizleri etkiledi.

Boris Johnson’ın vantilatör kullanmamaktaki inadı yoğun bakımda da sürdü ve Johnson, 15 Nisan’da hastaneden taburcu edildi. Johnson’ı seven, sevmeyen herkes İngiltere’de derin bir nefes aldı; herkesin endişeli yüzü yeniden gülmeye başladı. Johnson hastaneden çıktıktan sonra farklı danışmanların tavsiyelerini dinleyerek, salgını daha başarılı yönetti. İngiltere’deki ölümlerin çoğu yaşlı bakımevlerinde ve 75 yaş üstü ve %96 halihazırda kronik bir rahatsızlığı olan nüfustan geldi. Bakım evlerinin Devlet bakım yükünü hafifletme amaçlı kasıtlı olarak salgından korunmadığı dedikodusu ülkede dalga dalga yayıldı.

İngiltere Ulusal Sağlık Sistemini’nin yetersizliği; sağlık sistemine zamanında yeterince yatırım yapılmadığı, sağlık ekipmanları eksikliği ülkede sık sık konuşuldu; bununla birlikte Sağlık ve temizlik, gıda, güvenlik, ulaşımda zorunlu çalışanların emekleri her Perşembe alkışlandı; emekleri gönüllere yer etti. Elinde oyuncak hemşireyi yücelten Bansky’nin bir eserini Londra’da bir hastaneye bağışlaması buruk mutluluk yarattı.

İngiltere işyerlerini kapatma kararıyla birlikte; işini sürdüremeyen tüm işveren ve çalışanlara “furlough pay”- ekonomik kriz dönemlerinde ücretsiz izin ödemesi- yaptı. Bu miktar herkesin bu dönemde yaşayabileceği bir miktardı ve bazı işyerleri çalışanları için ücretin üstünü de tamamladı. Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye yerleşmiş olan vatandaşlarımız da bu ödemeden yararlandılar. Ödeme kademeli olarak azaltılarak, Ekim’e kadar sürecek. İngiltere’de yaşam ayrıcalığı da bu olsa gerek…

İngiltere eşitlikler ülkesi. Prosedürlerdeki kurallar sıkı sıkıya vatandaşlar tarafından uygulanırken, Johnson’ın başdanışmanı Dominic Cummings’in seyahat kuralını çiğneyip, bir haftasonu Londra dışındaki ailesini ziyaret etmesi bir anda ülke gündemine oturdu. Cummings’in 4 yaşındaki oğluna bakan eşinin kendini iyi hissetmediği ve koronovirüs kapmış olabileceği endişesiyle ailesini ziyaret ettiği ve esasında prosedüre uygun olduğu ifadesi İngilizleri tatmin etmedi; konuya ilişkin İskoçya Bakanı istifa etti.

Haziran itibarı ile ülkede adım adım ve yine prosedürler dahilinde yasaklar gevşetiliyor. Eskiye dönüş olmayacak ama yeni normale dönüş başladı. İngiltere bu dönemdeki eksik ve başarasının muhasebesini yapıp, gerekli dersleri çıkararak yoluna devam edecektir…

Aylin Altuntaş
Aylin Altuntaş 1994 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun oldu. Altuntaş Collège International de Cannes’da Fransızca eğitimi aldı.

1998 yılında İsviçre’de Eğitimci Sertifikası aldı. 1999-2000 yıllarında Boğaziçi Üniversitesi İnsan Kaynakları Uzmanlık Sertifika Programını ve 2003 yılında Harvard Business School OnLine Yönetici ve Liderlik Geliştirme Modüllerini tamamladı. 1999 yılında İsviçre’de, Eğitimlerde Yatırımın Geri Dönüşünün Hesaplanması (ROI) içerikli eğitim ve Türkiye’de Temel İş Hukuku eğitimleri aldı. 2000 yılında İsviçre’de aldığı Liderlik ve Değişim Yönetimi eğitimlerinden sonra, 2004 yılında da Koçluk, Danışmanlık ve Değişim Yönetimi konularında Right Management Consultants, ABD tarafından eğitimci olarak sertifikalandırıldı. 2005 yılında Seattle, ABD’de Starbucks Coffee Company İK Yönetimi Programı’nı tamamladı. 12 yıl boyunca İnsan Kaynakları, Eğitim, Personel Geliştirme’den sorumlu olduğu global şirketlerde gerek yurt içinde gerekse de yurtdışında birçok farklı yöneticilik, liderlik, gelişim programlarında her düzeyde çalışana yüzlerce eğitim verdi, onlarca eğitimci yetiştirdi. Aylin Altuntaş duygusal zeka gelişimi ile, değişim dönemlerinde insan ve grup dinamiklerinin yönetilmesi konularında yetkindir.
Altuntaş, kariyerine İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nda (IKSV) başladı ve üniversite mezuniyetinin ardından Pamukkale’de aile otelinin kuruluşunda çalıştıktan sonra, Havayolu İkram alanında dünyanın lider kuruluşlarından biri olan Gategourmet ve Global Marka olan Strabucks Coffee Company’de İnsan Kaynakları ve Eğitimden sorumlu Yönetici olarak çalıştı. Altuntaş son olarak, İK Direktörü ve Yürütme Kurulu üyesi olarak çalıştığı Hilton Oteller zinciri üyesi Conrad Otel’de çalışan memnuniyetinin 3 yıl içinde kademeli olarak %54’ten %86’ya çıkarılmasına liderlik yaptı ve Conrad’dan, profesyonel yaşamı boyunca gerek yurt içinde gerekse de yurtdışında edindiği bilgi ve tecrübeyi, farklı şirket ve yöneticileriyle paylaşmak hedefiyle ayrıldı.

2009 yılından beri, kurucusu olduğu AA Executive Consulting® Yönetim Danışmanlık şirketinde Türkiye’de şirketlere kurumsallaşma, markalaşma, birleşme, satınalma ve büyüme dönemlerinde İnsan Kaynağının yönetimi konusunda danışmanlık vermektedir; üst düzey yöneticilere kariyer gelişimi için yönetici koçluğu yapmaktadır. Aylin Altuntaş, International Future Healthcare Konferansı Yönetim Kurulu ve ACMP (Association of Change Management Professionals, ABD) üyesidir. İnovasyon, Liderlik, Duyguasl Zeka ve Değişim Yönetimi konularında eğitimler vermekte, Uluslararası Konferanslara konuşmacı olarak katılmaktadır.

Reviewer overview

İngiltere Covid -19 ile Nasıl Mücadele Etti - /10

Summary

0 Bad!